Uyarı: Batıl inançlar ile dalga geçenleri dinlemenin/okumanın uğursuzluk getireceğine inanıyorsanız aşağıdaki yazıyı okumadan başka bir sayfaya geçiniz:)

Neyse, bu kısa bilgilendirmeden sonra "neden bahsediyorsun sen?" diyebilirsiniz ama bağlıycam biryere:)
Ben de bu durumları bizzat yaşamış biri olarak o dönemde kayınvalidemin ve eşlik eden hormonların beni nasıl ruh hastası haline getirdiğini anlatmaya çalışacağım.
Emzirirken memenin aniden çekilmesi ile bebeğin damağının düşeceği -bununla ilgili korkunç bir de uydurma hikaye vardı ya unuttum gitti- ,bebeği dik tutarsak eğesinin kaçacağını söylerdi.(Düşük damak ya da kaçık eğe henüz hiçbir tıp literatürüne girmedi ama doktorlar büyüklerden daha mı iyi bilecek canım?!)
Sütümü sağıp bu sütle bebeğin yüzünü yıkamamı isterdi bir de.Bunun altında her zaman sütümün yeterli olmadığı,az geldiği gibi birtakım suçlamaların olma ihtimali de yüksekti tabii:)
İlk zamanlar göğüs uçları yara olduğu için biraz acılı geçer emzirmeler.Bebek doğru şekilde kavradığı anda acı da geçer ama tabii o ana kadar anne için gözyaşartıcı,oturduğu koltuğu tekmeleyeci,yanak içlerini ısırtıcı bir süreçtir.Söz konusu acı karşısında verilen bu tepkilere de kayınvalidemin tepkileri "aman yapma öyle,sütün kaçar" olurdu.Yani acı çektiğini belli edersen sütün gelmez inancı!
Bir de tabii 45 derece sıcakta doğsa bile "sineğin kanadından yel alır" inanışı ile bebeği sarıp sarmalamak vardı.Bu sebeple oğlum ateşlendi üstelik.(Yeri gelmişken yazayım.Oda sıcaklığı 27-28 derece olacak ve direkt üstüne hava üflemeyecek şekilde bebekli evde klima çalıştırılabilir.Tabii oda bol ve sık havalandırılmalı,
klima bakımı yapılmış olmalı vs.)
Yeni doğan sarılığı denen bir durum var ki bu durumda bebeğin üzerine mutlaka sarı renk giysi giydirilmeli,örtü örtülmeliydi.Sarılık hastalığının sarı renkle kovulabileceğine inanılan bir batıllık.Kayınvalidem bunun için özel sarı bir bez hazırladı,gel de kullanma:)!
Bebeğin tırnaklarının bu süre içinde kesilmemesi de gerekiyordu.İlk 40 gün tırnak kesilmez,dışarı çıkılmaz!
Ben 1 hafta sonra doktora gitmek için,20 gün sonraysa gezmek için çıktım.Tırnaklarını hadi kesmeyeyim dedim ama sıcakta eldiven de çocuğa işkence ve dünyayla tek bağlantısı o ellerle sağlayabileceği dokunma hissi diye beklemedim,10 gün sonra onları da kestim.
Son olarak da pek tabi ki meşhurrr 40 yıkaması...40 çakıl ,saç tokası-firkete-,para,ekmek,soğan kabuğu gibi büyü malzemeleri su dolu leğene konur.40 gün hiç dışarı çıkmamış çocuk(!) bu suyla yıkanır,gusül abdesti aldırılır.2 rekat da namaz kıldır çocuğa demesini bekledim ama henüz o boyuta ulaşamadı sanırım,bu kadarla yetindi:)
40 gün çıkar ama huy çıkmaz tabi ki.Şimdilerde moda batıl inancımız oğluşun yatış şekliyle alakalı.Bizimki büyüdükçe yüzükoyun yatmayı sever oldu ama babannesi ısrarla çevirmemi istiyor.Yüzükoyun yatmak iyi değilmiş!
"Oyy içim bayıldı" diyorsanız bir de kayınvalidemle bir 40 gün geçirin derim:)
Yukarıda yazanların bazı tıbbi açıklamaları olabilir ancak bir bilim insanı olarak her "yapılmaz "denen şey karşısında "neden" sorusunu sorma ihtiyacı hisseden ben, mantıklı bir açıklama alamadığım/arayıp bulamadığım sürece hepsini batıl inanç olarak nitelendiririm.Kaldı ki yaptım da ne değişti diye sorarım aksini iddia edenlere:)Neden sorusundan korkanlardan da daha çok korkarım...
*hiç doğum yapmamışlar,yapma ihtimali olmayanlar,yapmış ama benim gibilere uzaylı gibi bakan şanslılar
Not: Kayınvalidemi seviyorum,yanlış anlaşılmasın:)
*hiç doğum yapmamışlar,yapma ihtimali olmayanlar,yapmış ama benim gibilere uzaylı gibi bakan şanslılar
Not: Kayınvalidemi seviyorum,yanlış anlaşılmasın:)