Social Icons

Salı, Ocak 14, 2014

Bir ben,bir kitap,bir vatan millet sakarya

Hastalık da,dert de, keder de hep umutsuzluktan oluyor anacım.Hoppala paşam malkara keşan ne alaka diyebilirsin.Misal; ben 21 aralığa kadar ne kadar sıkılsam da bir amaç uğruna oturdum ders çalıştım,kafamı oraya yoğunlaştırdım,spor  yaptım vs. çok da mutluydum.Sınav bitti,hastalıklar başladı,ben de yine bi can sıkıntıları bi can sıkıntıları...Amaç lazım insana,amaç!Hergün bir amaç uğruna plan yapmalı ve uygulamalı.

Bugün bomba gibiyim yine.Çünkü sabah yürüyüşüme başladım yeniden.Ardından sınav sonuçları açıklandı,kazandığımı öğrendim.bknz: ta ta ta taaammmm

Artık C sınıfı İsg uzmanı var bu blogda!Peh peh peh,sanarsın ki Microsoft Yazılım uzmanı!:) Olsun,emek verdim,kazandım,bundan güzeli var mı?

Birkaç gün daha aylaklık yapıp yeniden B sınıfı için ders çalışmaya başlıycam.O da Şubatta.İzleyeceğim birkaç film, okuyacağım kitap ve yazacağım birkaç yazı var:)

Kitap demişken bahsetmeden geçemiycem.Yılmaz Özdil'i seversiniz,sevmezsiniz ama Beraber yürüdük biz bu yıllarda kitabını mutlaka bulun biryerlerden,mümkünse satın alın ve okuyun.Çünkü gerçekten çocuklarımız büyüdüğünde nasıl yıllardan geçtik,neler gördük,neler yaşadık,bilmeleri adına bu kitabı onlara saklamalıyız diye düşünüyorum.Çünkü insanız,çünkü unutkanız,çünkü iyi niyetliyiz,çünkü safız aslında.Bazı şeyleri bilsek de tablonun genelini görebilmek ve kronolojik olarak yaşanan her ayrıntıyı ardarda hatırlayabilmek insana kocaman bir " vaaay  beeee" dedirtiyor.Bu halkın nasıl ezildiğini,bölünüp parçalandığını,vatan,millet,din gibi hassas ve özel duyguların nasıl köreltilerek ayaklar altına alındığını,kin,nefret gibi duyguların topluma nasıl yayıldığını,bunlar olurken de tüm yaşananları nasıl normal gibi görmeye başladığımızı unutmayalım,unutturmayalım!

Çok doluyum aslında bu konuda ama Yılmaz Özdil çok ustaca anlatmış zaten,belgeleriyle onu okuyun yeter...


Çarşamba, Ocak 08, 2014

Yeni yıl gelmiş hoşgelmiş, ley ley lümü lümü ley!


2013 bir an önce bitsin gudubet bir yıldı diyenler isim ve adreslerini bıraksınlar lütfen, birşey deniycem üstlerinde!!! Zira 2014 geldi de çok mu iyi oldu sanki?2014 geldi,bana da gelenler geldi.Şöyle anlatayım...

31 Aralık sabahı gece için hala bir planımız yoktu ailecek.Plan yapmak için ne bir isteğimiz ne de halimiz vardı gerçi.Aile boyu grip salgınının pençesine yakalanmışız da henüz sinyalleri algılamaya çalışıyormuşuz meğerse.Madem evde oturuyoruz annemi çağıralım bari,beraber pinekleyelim dedik.Annem de çılgın yılbaşı partisi randevularını iptal edip(!) bize geldi sağolsun.Ben kalan son enerjimle akşam için biraz hazırlık yaptım ve yemeği yediğimiz gibi uyuyakaldım:)Geceyarısı yaklaşırken kaldırdılar beni...

Kısa keseyim,grip nedeniyle yedi uyuyanlar gibi ne kadar uyudum ne kadar uyanıktım hatırlayamayacak kadar zihnim bulandı.Beni uyandırıp ilaç içirdiler,yatağıma yatmamı önerdiler(oturduğum her yerde uyuyabilme özelliğinde olduğunmdan),arada bi ateşim olduğunu konuştular kendi aralarında falan.Ertesi gün öğleden sonra eşim zorla acile götürdü iğne yaptırdı.Sağolsun o iğne sayesinde daha kesintisiz uyuyabildim sonra:)
Asıl eğlence akşam başladı.Yani şimdi idrak edebildiğim kadarıyla 1 Ocak gecesi.Gece saat 23.00 sıralarında bir karın ağrısı başladı ki sanırsın karnıma Alien girdi, karnımı yarıp çıkmaya çalışıyor.O gece acilde geçti yine,morfinnnn diye bağırarak...
Bunu da kısa keseyim: Endometriyosiz denen bi meret var ki kendisine hiç de yakışmayan tatli,türkçe çikolata kisti ismini koymuşlar.Çikolatadan soğutur insanı o derece...İlaç tedavisine başladık,bazı değerleri takip edicez.Düşerse ne ala,düşmezse ameliyatla alınacak.

İşte 2014 böyle güsseeell başladı benim için!H3n1 ve çikolata kisti yeniyılın ilk sürprizleriydi.Allah beterinden korusun diyerek önümüzdeki maçlara bakıyoruz.

Bu arada geçen sefer yazmayı unutmuştum.Eşimin ablası bir süredir koruyucu aile olmaya çalışıyordu.Çocukları olmadığı ve yaşları da ilerlediği için bebek değil ama biraz daha büyük bir çocuk istiyorlardı.Yılbaşından önce çok güzel bir gelişme oldu ve uygun kriterlerde bir çocuk çıktı.15 günden fazladır çocuk görümcemlerde.Adı Cemre.6 yaşında bir kız çocuğu.Fakat davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş misali görümcem maalesef pişman oldu.Çocuğa alışamadı bir türlü.Hani doğum sonrası depresyona giren bazı kadınlar nasıl kendi çocuklarını bile kabul edemez ve sevmezse görümcemde de böyle bir durum var.Çocukcağıza hiç ısınamadı,sarılıp sevemiyor bile.İnsanın içi parçalanacak.Cemre  ise anne,baba diyor başka birşey demiyor onlara.Ama tabii bu zaten bir deneme süresiydi.Hem çocuğun hem de ailenin alışması için.Maalesef deneme süresi fazla uzamadan,çocuğun daha fazla alışmasına fırsat tanımadan sanırım vazgeçecekler bu işten:( Senelerdir o kadar çocuk isteyen insanların böyle bir psikolojiye girmesini izlemek gerçekten çok ilginçti.En doğrusunu yapmalarını umarak herkesin hakkında hayırlı olmasını diliyorum.

Allah hepimize sağlıklı,sevdiklerimizle
bir yıl versin...

Pazartesi, Aralık 30, 2013

Ta ta ta taaammmm


Uzun aralardan sonra giriş cümlesi bulmakta zorlanıyor insan.İçimden geçen ilk şey Ferdi Tayfur'un "ben de özledim ben deee,resmin var şu an elimde.."şarkısı oldu.Bilmem hislerimi anlatmak için yeterli mi?


Bir süredir kampa almıştım ben kendimi.Hani şu aralar pek meşhur bir iş imkanı var ya adına iş sağlığı ve güvenliği(isg) uzmanlığı deniyor; işte ağustos ayında biyologlara da bu hak tanınınca bir soluk hemen kursa yazıldım.İlk iki hafta uzaktan eğitimle geçti.48 konu gördüm eğitimde.Bunlardan bazıları senkron eğitimlerdi.Yani eğitmenlerle aynı anda karşılıklı internet üzerinden yapılan dersler.Elbette hepsinin belirli koşulları,devam süreleri vs. vardı.Derken örgün eğitim başladı.Üç hafta da öyle geçti mi?Konular çok sıkıcı olsa da( hele ki hakkında hiç bilgi sahibi olmadığınız torna,tezgah,cns makinesi,pres,maden işletmesi,elektrik nakit hatları vs.. gibi) kurs çok zevkliydi.Bu kursa katılan ilk biyologlar bizlerdik ve bizim sınıfımızda 9 biyolog vardı ve hepsi de işsizdi tesadüfe bakın ki...

Kurs bitti,sınav için kişisel gayret zamanı geldi.Velhasıl aylardır kendime bazı şeyleri yasakladım,bütün dikkatimi derslere vermeye çalıştım.Oğluşum bu sene haftada üç gün kreşe gidiyor.Onun kreşte olduğu günler benim de ders çalışma günlerimdi zira o evde olunca maalesef ondan başka bir şeyle uzun süreli ilgilenmek hala daha pek mümkün değil.

21 aralık'ta sınava girdim ve büyük ihtimalle kazandım.Büyük ihtimalle diyorum çünkü sadece sorular ve cevapları açıklandı.Kazananlar 14 ocak'ta belli olacak.

Eee kazanınca ne olacak?İnşallah C sınıfı İsg uzmanı olucam.Bu arada ben ders çalışırken yeni bir yönetmelik yayınlandı.Bu yönetmeliğe göre Şubat ayında bir sınava daha girip kazanırsam B sınıfı olabilicem.Bütün bunlarsa şu anlama geliyor:Tehlikeli ve az tehlikeli sınıftaki işyerlerinde ya da bu işyerlerine hizmet verme yetkisi olan OSGB denen kuruluşlarda çalışabilicem.Uzun süreli ev hapsi hayatım umarım bu sayede son bulacak.Konuyu bilenler bilir,bilmeyip ayrıntı merak edenlere bilahare uzun uzun anlatmaya çalışırım çünkü gerçekten çok yeni,kafa karışıklıklarının yüksek olduğu ve hergün bir değişikliğin olabildiği hukuk,mühendislik gibi farklı alanların içiçe olduğu bir mevzu bu isg uzmanlığı.

Neyse..Kendimi tebrik ettim vallahi bu kadar aylarca süren,zaman zaman beni ağlatan,yoran bu süreci bu denli özetleyebilmiş olmaktan ötürü:) Çok ağladım çünkü büyüklerin dediği " yaş ilerledikçe öğrenmek güçleşiyor" tezini bizzat deneyimledim...

Kendimi kampa aldığımı söylemiştim ya, başımı dersten hiç kaldırmadım mı?Ne mümkün? Kamptan kastım eve kapanmaktı aslında:) Çünkü dışarı çıktığım anda tembel öğrenci psikolojisine giriyor,evde olup ders çalışmadığım zamanlarda bile kendimi daha iyi hissediyordum en azından her an dersin başına oturabilirim diye:)

Bu arada taaa yazdan siparişlerini aldığım reçellerimi yaptım,pasta ve kurabiye işine devam ettim tabii.(bknz: www.pstsrm.blogspot.com )Bu pastacılık olayı beni en mutlu eden şey çünkü.Sabahları yürüyüşlere çıkıyordum-çıkıyorum.Bu yürüyüşlerde gözüme kestirdiğim bir kiralık dükkan vardı.Önünden her geçişimde orayı tutup pastaevimi açtığımı hayal ediyordum.Pekçok ayrıntısını düşünürken mutlu oluyordum.Biliyorum ki  bugüne kadar hayal ettiğim herşey gerçek oldu,er ya da geç.O nedenle umudumu hiç yitirmiyorum,doğru zaman gelince bu hayalim de gerçek olacak.

Bir ara eşime çemkirdim yine."Ben pastacı olmak istiyorum,isg uzmanı falan değil" diye çok sıkıldığım anlardan birinde.Hatta hızımı alamadım, "Madem pastacı açmıyoruz o zaman ikinci bebeği yapalım" dedim :)
Birbiriyle bu kadar alakasız konuları ilişkilendirme konusunda uzmanlığımı bildiği için eşim de "sen şimdi sakin ol,sınavı kazanacaksın,panik yapma,olmazsa bu dediklerini gündeme alırız" diye beni teselli etti :)

Bilgisayarım ebediyen tarihe karıştığı için (bir ara ne kadar çok arıza yazısı yazdığımı belki hatırlarsınız) blogumun da sendeleyip sendeleyip ayağa kalkmaya çalışması bundandır.
Aynı sebepten yaptığım nefis nar,turunç ve ayva reçellerinin fotoğraflarını şimdilik paylaşamıyorum:)
Onun yerine tarifleri aldığım bloglardaki görselleri ve linklerini veriyorum ki denedim,gördüm,yazılanlar doğrudur:)

http://cafefernando.com/turkce/nar-receli/


http://cahidejibek.com/2013/03/26/turunc-receli-nasil-yapilir/

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...